![]() |
|||||||||||||
Çocuğunuzun hayata atılıyor. Okul hayatı boyunca her gün çocuğunuzun yanında olamasanız dahi okula başlama dönemimde, onun için en iyi seçimi yapmak sizin en önemli sorumluluğunuz… Çocuğunuza okul seçmek için zaman ayırın ve belirtilen noktalara dikkat etmeye özen gösterin: 1. Okulun işletme ruhsatı var mı? ( Okulun, Milli Eğitim Bakanlığı ya da Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’nden birisine bağlı olması gereklidir)
Oyun deyip geçmeyin (anne-bebek dergisinden derlenmiştir) ‘Oyun’ çocuğun dünyasında kendini ifade etmesi, yaratıcı becerilerini geliştirmesi ve iyi vakit geçirmesi kadar, anne-baba ilişkisindeki pek çok çatışmayı çözmek ve bir uzlaşma ortamı yaratmak için en önemli alanlardan biridir. Oyun oynayarak anne-babalar başka türlü hiçbir yolla olamayacağı kadar çocuklarına yaklaşabilirler ve onları keşfetme fırsatı yakalarlar. Çocuğun sadece bakımı, korunması ve bir takım günlük yaşam hedeflerinin (temizlik, ödev yapma, oda toplama v.b.) gerçekleştirilmesi üzerinden giden anne-babalık çocuğun ihtiyaçlarını hiçbir şekilde karşılamaz. Oyun da bunlar kadar önemli ve rutinde yer alması gereken bir süreçtir. Ebeveynler çocuklarıyla oyun oynarken hem onlarla güzel vakit geçirmek hem de onlara bir şeyler öğretmek amacı güder. Özellikle çocuklarıyla paylaşacak vakti kısıtlı olanlar, gün içinde onlara vermek isteyip de veremediği ‘her şeyi’ birlikte oynadığı oyuna sığdırmaya çalışır; lego yapmak isteyen oğluna ‘ uçak böyle yapılır’ ya da evcilik oynamak isteyen kızına ‘dikkat et, yemeği dökme’ gibi müdahaleler yapması gibi. Olumlu mesaj veren oyunlar oynamalı Bazen farkında olmadan bu müdahaleler öyle çok olmaya başlar ki, hem çocuğun yaratıcılığını ve girişimciliğini engellemeye hem de ebeveynin onunla olan ilişkisini germeye başlayabilir. Çocuk ebeveyni daha çok öğretici konumda görebilir. Bu da çocuğun ya onunla güç mücadelesine girmesine ya da tamamen pasif bir konuma geçerek boyun eğmesine yol açabilir. Hem kendisine güvenli, hem de sınırlarını bilerek davranması için anne-babanın onunla geçirdiği olumlu bir zamanın olması, yaptıklarının ve söylediklerinin duyulduğunu ve önemsendiğini hissetmesi ve yaptığı olumlu davranışların ödüllendirilmesi gerekmektedir. Çocuk negatif bir davranış gösterdiğinde (zarar verme dışında) ise anne ve babanın bu davranışı görmezden gelmeleri gerekmektedir. Anne-babanın çocuğuyla ilişkisinin önemli bir kısmı oyun aracılığı ile gerçekleşmektedir. Bu yüzden çocuğuyla ilişkisini daha olumlu bir hale getirmek isteyen anne-baba ilk önce çocuğuyla oynadığı oyunu olumlu bir hale getirmelidir. Oyun süresince anne-babaların dikkat edeceği noktalar 1- Gün içerisinde hiçbir şekilde bölünmeyecek 10-15 dakikalık bir süre ayarlayın. Bu zaman, her gün aynı saatlere denk gelsin. 2- Çocuğunuzun oyunu seçmesine izin verin. Kutu oyunları gibi net kuralları olan oyunları teşvik etmeyin. 3- Çocuğunuzu takip edin. Onun ne yaptığını dikkatli ve ilgili bir şekilde gözlemleyin. 4- Çocuğunuzun yaptıklarını gördüğünüzü ve bunlarla ilgilendiğinizi ona belirtin. ‘Arabanı çok dikkatli kullanıyorsun’ gibi. 5- Çocuğunuzun söylediklerini duyduğunuzu ve bunlarla ilgilendiğinizi ona belirtin: ‘Daha oynamak istiyorum’ dediğinde, siz ‘Özel zamanımız hoşuna gitti’ diyebilirsiniz. 6- Onun yaptıklarından ya da söylediklerinden hoşunuza gidenleri sözel olarak ödüllendirin.‘Yaptığın sarı ev çok hoşuma gitti’ ya da sadece ‘Aferin!’ diyerek ödüllendirebilirsiniz. 7- İstemediğiniz bir davranış gösterdiğinde bu davranışı sadece görmezden gelin. (3, 4, 5 ve 6. Maddeleri yapmayı kesin.) Yıkıcı bir davranışta bulunursa oyunu bırakın. 8- Çocuğunuza soru sormayın. ‘Ne yapıyorsun?’ , ‘Neden bunu çizdin?’ gibi. 9- Öğretmeyin, yalnızca çocuğunuzun sizi yönlendirmesine izin verin. 10- O istediği takdirde onun oyununa katılın ancak oyunu asla yapılandırmayın.
Oyuncakları, "çocuğun geleceğine yapılan yatırımlar" olarak nitelendiren uzmanlar, küçük boyuttaki, plastik düğmeleri olan, yerinden kolayca kopabilecek, göz, tekerlek veya benzeri parçaları bulunan oyuncakların, kolayca yutulabileceklerinden, belli bir yaş grubu öncesinde tehlike oluşturabileceğini kaydediyor. Balonların da bazı durumlarda tehlikeli olabileceğini ifade eden uzmanlar, patlak balon parçaları veya şişmemiş balon parçalarının, şişirme taklidi yapan çocukların solunum yollarına kaçabileceği uyarısında bulunuyor. Kimyasal madde uyarısı Uzmanlara göre, oyuncakların yüzeyleri düzgün ve kolay temizlenebilir olmalı. Oyuncaklar kesici, kırılgan ve batıcı özellik taşımamalı. Oyuncakların yüzeylerinin, çocuklar için zararlı kimyasal maddeler ile kaplı olmaması gerektiğini belirten uzmanlar, yüzeylerdeki kimyasal maddelerin (vernikler, boyalar, kaplamalar...), az miktarlarda da olsa, uzun süre maruz kalındığından zararlı olabileceğini bildiriyor. Gürültülü oyuncağa dikkat Uzmanlar, oyuncakların, boyun ve ayaklara dolanabilecek ip veya benzeri parçaları içermemesi, çocukların işitme fonksiyonlarını bozacak karakterde ses ve gürültü üretmemesi gerektiğini de vurguluyor. Uzmanların diğer önerileri ise şöyle: "Çocuklarınıza uygun bir oyun yeri sağlayınız ve oyuncakların, oyunların, doğurabileceği sorunlar hakkında bilgili ve hazırlıklı olunuz. Oyuncakları, açık raflarda saklayın. Kapaklı ve kilitli, sandık tipli yerlerde saklamayınız. Çocuklar bu kutu ve sandıklara girebilir ve içinde kalabilirler. Aldığınız oyuncakların üzerini örten naylon veya plastik ambalaj maddelerini, çocuğunuzdan uzak tutun. Bu tür malzemeler, yüz bölgesini örterek solunumu imkansız hale getirebilirler." Kime hangi oyuncak? Uzmanlara göre, 1 yaşından küçük çocuklara oyuncak seçerken, her şeyden önce, yutamayacağı büyüklükte parçalardan oluşmuş, hafif, keskin kenar veya yüzleri olmayan, kolay tutulabilen, zehirli boya ve kimyasal madde içermeyen parlak renklerdeki oyuncaklar tercih edilmeli. Bebek bir şeyler tutacak olgunluğa geldiğinde, yumuşak, üstüne basıldığında öten veya sallandığında ses çıkartan oyuncaklar alınmalı. En tercih edilen yumuşak bebekler veya hayvan şekilli oyuncakların, çocuklar tarafından ağızlarına götürülüp ısırıldığını vurgulayan uzmanlar, "Yapıldıkları materyallerin mutlaka toksik olmaması gerekir. Ayrıca, kolayca parçalara ayrılmamaları gerekir" diye uyarıyor. Uzmanlar, oturma yaşına gelen bebeklerin en beğendikleri oyuncakların ise, iç içe konan kutu ve üzeri parlak renkli küpler ile basit resimler içeren parlak renkli kitaplar olduğunu ifade ediyor. Uzmanlar ayrıca, yürümesini öğrenen veya emekleyen bebeklerin toplarla da çok severek oynadığını hatırlatıyor.
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kendirci, çocukların, kavga eden anne-babalarını ya da kardeşlerini cezalandırmak amacıyla yemek yemeyi reddedebileceklerini söyledi. Kendirci, çocukların sağlıklı beslenmelerini sağlamak için özellikle yemek masasında aile bireyleri arasında kavgadan kaçınmak gerektiğini kaydetti. Yemek masasında güzel bir ortam sağlanması gerektiğine işaret eden Kendirci, "Çocuklar kavga eden anne-babalarını ya da kardeşlerini cezalandırmak amacıyla yemek yemeyi reddedebilirler. Buna engel olmak ve çocukların sağlıklı beslenmelerini sağlamak için yemek masasında öncelikle huzur sağlanmalıdır. Yemek, cazibesini artırmak için farklı şekillerde sunulmalıdır" dedi. Yemek süresi 30 dakikayı aşmamalı "Özellikle bir yaşındaki çocukların yemeklerini kendilerinin yemesine izin verilmelidir. Bu yaşta çocuklar, kendileri yeme eğiliminde oldukları için masaya mutlaka tabak ve kaşık konmalıdır. Sandalyeleri boylarına uygun olmalı ve yemek süresinin ortalama 30 dakikayı aşmasına izin verilmemelidir. Öğünlerden önce şekerli gıda yedirilmemeli. Ara öğünler, ana öğünün yerine geçmemeli, ana ve ara öğünün arası 2 saatten fazla uzamamalıdır." Hasta çocuklar yemeğe zorlanmamalı Ergenlik döneminde çocukların farklı sorunları olabileceğine işaret eden Kendirci, "Özellikle kız çocukları kilo aldıkları gerekçesiyle yemekten kaçınabilirler. Çocuklar hasta olduklarında mutlaka yemek yemeye zorlanmalıdırlar. Bu dönemde kalori değeri yüksek gıda almaları sağlanmalıdır" dedi. Kendirci, 6. ve 7. aylara doğru anne sütü kesilen bebeklerin ek gıdalara alıştırılmamaları halinde yeni tatları kabul etmeyebileceklerini, bu nedenle ek gıdalara zamanında başlanması gerektiğini bildirdi.
Çocuklarda İştahsızlık Neler Yapılabilir? Bazı çocukların iştahlı bazı çocukların iştahsız olmaları pek çok nedene bağlı olabilir. Çocuğu iştahlı ya da iştahsız yapan faktörlerin başında onların iç dünyalarında yaşadıkları büyük önem taşır. Çocuğun bilinçaltına yerleşmiş bir endişe, üzüntü, nefret veya kıskançlık gibi bir duygu onun iştahını kesebilir. Bu nedenle iştahsız bir çocuk için öncelikle organik bir rahatsızlığının olup olmadığı araştırılırken diğer yandan ruhsal çatışmalarının olup olmadığı, duygusal bir sorunun bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır. Bu arada çocukların iyi gıda alamadıkları için problemli olabileceklerinin yanısıra problemli oldukları için de iştahsız olabilecekleri düşünülmelidir. • Herşeyden önce çocuğa sofrada yemek yemesi için zor kullanılmamalıdır. Her çocuğun kendine özgü yemek yeme kapasitesi olduğundan çocuk daha fazlasını yiyemez. Çocuğun yemesi konusunda ısrarcı olunduğunda çocuk kendisine fazla gelen gıdayı çıkartılabilir. • Her çocuğun büyüme oranıyla ilgili olarak yemek yeme miktarı vardır. Örneğin, yıllar ilerledikçe başlangıçta alınan yiyecek miktarı azalabilir. Erinlik ve ergenlik döneminde ise iştah yeniden artabilir. • Yemek zamanından önce çocuğa verilen şekerlemeler, çikolatalar, cips vb abur cubur gıdalar da iştahı engelleyebilir. Ancak, çocuk acıktığında yemek zamanını beklemeden ona yemeğini vermek gerekir. Acıkan çocuğa ısrarla yemek zamanını bekletmek onun iştahının kaçmasına neden olabilir. Henüz yemeği hazır olmamış çocuğa, alması gereken gıdalardan bir miktar verilerek iştahının kaçmamasına yardımcı olunabilir. • Sofrada çocuğu olabildiğince kendi haline bırakmak ve kendisinin yemek yemesine olanak tanımak, evi kirletmemesi ve çeşitli kurallara uyması yönünde onu zorlamamak çocuğun yemek davranışına karşı daha olumlu tutum geliştirmesini kolaylaştırabilir. Bazen iştahsızlığın altında, çocuğun yemek yeme karşısında yaşadığı zorlamalar ve baskılar geliyor olabilir ve bu müdahaleler nedeniyle çocuk yeme isteğinden uzaklaşmış olabilir. • Çocuğun sofrada oyalanması ve yemeğini ağır yemesi karşısında tepki göstermemek en iyisidir. Bu arada çocukla konuşmak, hikayeler anlatmak, şakalar yapmak da onun yemek yemesini zevkli hale getirebilir. • Küçük çocukların istediği gıdaları ve onların gereksinimleri olan gıdaları bilerek tertiplenen yemek listeleri onları sağlıklı tutacaktır. Çocuğa değişik alternatifler sunmanın yanında alınması gereken gıdaları süsleyerek göze daha hoş hale getirmek, çeşitlendirmek onların istemedikleri gıdalara karşı da olumlu davranmalarına yardımcı olabilir. Amaç çocuğun çok yemek yemesi değil arzu edilen ve onun için gerekli olan gıdaların alınmasıdır. • Aile bireylerinin birbirleriyle olan ilişkilerinin de çocuğun iştahı üzerinde önemli etkisi vardır. Evde yaşanan gergin bir hava, tartışma ortamı çocukların iştahlarının kesilmesi için yeterli bir neden oluşturabilir. Yine bu bağlamda çocukların, çok sevdiği büyüklerinin üzüntülerinden de etkilendikleri ve iştahlarının kesildiği unutulmamalıdır. Bu nedenle yaşanan sıkıntı ve üzüntüleri çocuğa hissettirmemeye çalışmak önemlidir. • Bazen çocukluk kıskançlıkları da iştahı olumsuz olarak etkileyebilir. İştahsızlık sorununda bu durumun var olup olmadığı da dikkate alınmalıdır. Bazı çocuklar sürekli olarak dikkati üzerlerine çekmek istediklerinden iştahsızlık onlar için bir kazanç halini alabilir. Diğer yandan küçük bir kardeşin varlığı ve annenin onun beslenmesi ile ilgilenmesi de çocuğun yemek yemeye karşı tavır almasına ve yemeğinin anne tarafından verilmesini istemesine yol açabilir. • Anneleri ya da babaları tarafından dövülen ve sık azarlanıp eleştirilen çocuklarda da iştahsızlık görülebilir. Çocuk yemek yemeyerek büyüklerini cezalandırmak itiyor olabilir. Yemek yemediğinde anne ya da babasını üzüldüğünü gören çocuk bundan zevk alabilir ve kızdığında ebeveynlerini üzmek için bu yola başvurabilir. • Çocuğun tabağına yiyebileceği kadar yemek koymak, bazen de azar azar yemek koyarak tabaktaki yemeğin her bitişinde çocuğu takdir etmek onun yemek yeme davranışının pekişmesine yardımcı olabilir. • Çocukların iştahlı olmalarını sağlamada bir yol da onların açık havada zaman geçirmelerini sağlamaktır. Temiz hava ve dışarıda yapılan gezinti ya da oyun çocukların iştahını artırılmasına yardımcı olabilir. • Çocuğun süt içiyor olması ve süt ile doymuş olması nedeniyle yemek yemeye fazla istekli olmadığı durumlar iştahsızlıkla karıştırılmamalıdır. Bu durumda verilen süt miktarını biraz azaltmak sorunun çözümüne yardımcı olabilir. • Yemeklerin lezzetli ve iyi pişirilmiş olmalarına özen göstermenin yanında soğuk ve aşrı sıcak olmamalarına da dikkat etmek gerekir. • Yemek sırasında yemek yeme usul ve kurallarına ilişkin uzun konuşmalar yapmamak,ikazları müşfik ve sempatik bir biçimde yapmak çocuğun yemek yemeye karşı daha olumlu davranmasını sağlayabilir. Kaynak: Psikolog Yüksel Demirer
Çocuk Eğitiminde Ödül ve Ceza Anne baba elbette sadece çocuğun olumsuz davranışlarını cezalandırmamalı, bunun yanısıra başarılarını, doğru davranışlarını, onaylanması gereken tavırlarını ödüllendirmeyi de bilmelidir. Çocuklarına güzel bir şekilde eğitim vermek, onları hayata iyi şekilde hazırlamak bütün anne babaların temel hedeflerindendir. Anne babanın her davranışının, yorumunun çocuk üzerinde etkisi vardır. Anne-baba ve çocuk arasındaki etkileşim devam eden bir süreçtir. Bu etkileşimin kalitesi çocuğun bütün hayatını etkileyebilir. Çocuklar hatalı ve yanlış bir şey yaptığı ve en önemlisi bunu tekrarladığı zaman anne babaların tepkisiz kalması, o yanlışın devam etmesine yol açar. Bazen de anne babanın yersiz ve aşırı tepki ortaya koyması veya tutarsız bir şekilde cezalandırması çocuktaki sıkıntıyı artırır ve yeni davranış sorunlarının ortaya çıkmasına zemin hazırlar. O nedenle bebekken bile anne babanın çocuğa uyguladığı cezalandırma şekli önemlidir. Çocuğun kişilik gelişiminde , sosyal gelişiminde ciddi etkiler bırakır. Genelde çocukların yaşları ve hataların büyüklüğüne göre cezalandırılmaları şu aşamalarda yapılmalıdır: Cezalandırma nasıl olmalı? 1. Uyarılmalı: Çocukların ilk yaptığı hata eğer çok büyük sonuç doğurmayacak şekildeyse, anne-baba uyarmakla yetinmelidir. Uyarının da bir cezalandırma olduğu unutulmamalıdır. Bu yeri geldiğinde anlık bir kaş çatılması şeklinde de olabilir. Bu çocuğa mesaj olarak yaptığı davranışın onaylanmadığı tepkisinin iletilmesidir. 2. Konuşulmalı: Yapılan hatanın şiddeti artmış ise ya da tekrarlayan bir hataysa; çocuk ile yaşına uygun bir şekilde, bu durumun hatalı olduğu ve doğrusunun ne olduğu , davranışın tekrarı halinde zararının neler olacağı konuşulmalıdır. Bu açık olarak sizin tarafınızdan bu davranışın istenmediğinin belirtilmesidir. 3. Cezalar hatırlatılmalı: Yapılan hatanın devamı durumunda, hatanın büyüklüğü ne olursa olsun anne baba tekrar çocuğu ile sevgi ve ılımlı bir ortam oluşturarak , çocuğa yönelik aşırı tepki ve yargılamadan kaçınarak konuşmalı ve çocuğa bu davranışın tekrarı halinde ne türlü cezaları alabileceğini belirtmelidir. Bu noktada çocuğun yaşına göre anne babanın konuşma tarzı ve üslubu çok önemlidir. Kesinlikle durum mücadele ve tartışma ortamına dönüştürülmemelidir. Çünkü bu ortam iki tarafa da zarar veriir, ilerleyen dönemlerdeki ilişkiyi zedeler. 4. Ceza uygulanmalı: Konuşma ve söylenen cezalandırma ikazlarına rağmen devam eden yanlışlarda, anne babanın bahsettiği cezayı uygulaması gerekir. Anne babalar, yapamayacağı cezalandırma yöntemini çocuğa kesinlikle söylememelidir. Ancak cezalandırmayı yapmak istemedikleri veya yapamadıkları zamanlarda hafifletici sebeplere karşılık olarak, cezadan vazgeçebileceklerini önerebilirler. Örneğin, ceza olarak dışarı parka götürülmeyecek çocuğa , “odanı toparlarsan senin cezanı affedebilirim” denebilir. Cezalandırmanın şekli çok önemlidir. Çocuk psikiyatristlerinin önerdiği cezalandırma yöntemi, çocuğun sevdiği şeylerden mahrum edilmesi şeklindedir. Fiziksel cezaların çocuklara uygulanması son derece sakıncalıdır ve çocukların anne baba ile ilişkisini zedeler ve ortamı daha gergin hale getirir. Erken yatma, odasında yalnız olarak iki-üç dakika beklemesi gibi basit cezalandırma tekniklerinin kullanılması da uygun olur. Ama cezalandırılma sırasında çocukların gururu incitilmeden ve özgüvenleri zedelenmeden uygun bir dil ve takdim ile bunun yapılması gerekir. 5. Uzmana başvurmalı: Aldığınız bütün önlemlere rağmen önüne geçilemeyen sıkıntılar için anne babaların bir uzmana başvurmayı ihmal etmemeleri gerekir. Çünkü bu durumlarda davranış bozukluğu, karşı gelme bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite durumu, çocukluk çağı depresyonları, uyum güçlükleri gibi sorunlar eşlik ediyor olabilir. Ödüllendirme nasıl olmalı? Anne babanın çocuğun davranışlarının şekillenmesinde çocuğun başarılarını, doğru davranışlarını, onaylanması gereken tavırlarını, ödüllendirmesi önemlidir. Nasıl ki istenmeyen davranışların ve yanlışların kalmaması için cezalandırma yöntemine başvurulur, aynı şekilde ödüllendirme yöntemini de uygun kullanmaları çocuk eğitimi açısından önemlidir. Çocuğun olumlu davranışlarının tasdiklenmesi bebeklik döneminde başlar. Bir hareket yaptıktan sonra bebek, annenin veya babanın yüzüne bakar ve onlardan tasdik bekler. Eğer o davranış tasdiklenirse (gülümseme, kafa sallama, dokunma, ses ile onaylama, ona bir şey verme vb.) bebeğin o davranışı giderek güçlenir. Ama anne baba tarafından o davranıştan sonra olumsuz bir tavır (görmezden gelme, kaş çatma, ses ile ikaz, el ile engelleme, onu o ortamdan uzaklaştırma vb.) olursa o davranış uzun süre devam etmeden giderek gücünü kaybeder. Maddi değil, duygusal ödüllendirme Çocuğu ödüllendirmenin derecesi ve şekli yaş ve ailenin durumuna göre genelde değişiklikler gösterir.Ama şunu hemen belirtelim ki en iyi ödüllendirme maddi ödüllendirme değil, duygusal ödüllendirmedir. kendisine sürekli bir şeyler alınmaya alıştırılan çocuk, gün gelecek en iyi ve en pahalı hediyelerle bile doyum bulamayacaktır. Ama anne babasının öpmesi, kucaklaması, gezdirmesi, onunla oynaması, ona güzel sözler söylemesi şeklindeki ödüllendirme; en sağlıklı ve en başarılı ödüllendirmedir. Anne babaların bu türlü bir duygusal ödülün yanısıra imkanları ölçüsünde ek hediyeler vermesi de çocuğu ödüllendirmenin diğer yoludur. Anne babaların, hediyelerdeki maddi büyüklük yerine manevi değeri ön plana çıkarmaları daha doğru olur. Yaşın önemi Yaşa göre, ödüllendirme şu şekillerde olmalıdır: 1. Bebeklik döneminde ödüllendirme şekli: Öpme, okşama, sevme, kucaklama, onunla oynama, onu besleme, gezdirme, onunla meşgul olma, onunla konuşma, onu sevdiğini hissettirme vb... Bu davranışların normal zamanda yapılması zaten gereklidir. Ancak ödüllendirilmek istendiğinde özellikle yapılması önemlidir. 2. Okul öncesi dönemde ödüllendirme şekli: Öpme, okşama, sevme, kucaklama, onunla oynama, onunla gezme, birlikte vakit geçirme, söz olarak onaylandığını vurgulama, onun hoşuna gidecek iltifatlar söyleme, onun sevildiğini hissettirme, onun gelişim dönemine uygun oyuncak ve hediyeler alma ( bu hediyelerin manevi değeri ön plana çıkarılmalıdır.) 3. Okul döneminde ödüllendirme şekli: Öpme, okşama, sevme, onunla oynama, onunla birlikte gezme, birlikte ders çalışma, onaylandığının hissettirilmesi, onun kabiliyetlerini ön plana çıkaracak program ve aktivitelere yönlendirme, onun hoşuna gidecek iltifatlar söyleme vb. Maddiyat ile değil, duygusal anlamda ödüllendirin Abalı, hayatın ilerleyen aşamalarında çocuk gelişiminin bazı yönlendirmelere ihtiyaç duyduğunu ifade ederek şunları kaydetti: "Çocuk davranışlarının şekillenmesinde, çocuğun başarılarının, doğru davranışlarının ve onaylanması gereken tavırlarının ödüllendirilmesi önemlidir. Nasıl ki istenmeyen davranışların ve yanlışların kalmaması için cezalandırma yönteminin uygun şekilde uygulanması önemliyse, aynı şekilde ödüllendirme yönteminin de uygun kullanılması çocuk eğitimi açısından önemlidir." Çocuğu ödüllendirmenin derecesi ve şeklinin, yaş ve ailenin durumuna göre genelde değişiklik gösterdiğini anlatan Abalı, sözlerini şöyle sürdürdü: "En iyi ödüllendirme, maddi ödüllendirme yerine duygusal ödüllendirmedir. Çocuğun bu türlü bir ödüllendirmeye alıştırılması da oldukça önem taşır. Anne babaların genel anlayışı, çocuğa maddi hediye ve bir şeyler almanın sanki en iyi ödüllendirmeymiş gibi algılanmasıdır. Bu şekilde devamlı bir şeyler alınmaya ve verilmeye alıştırılan çocuk ise gün gelecek en iyi ve en pahalı hediyelerle bile doyum bulamayacaktır. Ama anne babasının okşaması, kucaklaması, gezdirmesi, onunla oynaması, ona güzel sözler söylemesi şeklindeki ödüllendirme ise en sağlıklı ve en başarılı ödüllendirmedir." Verilen sözü tutun Anne babaların bu türlü bir duygusal ödülün yanı sıra imkanları ölçüsünde ek hediyeler vermesinin de çocuğu ödüllendirmenin diğer yolu olduğuna dikkat çeken Abalı, "Anne babaların, çocuklara alınan hediyelerde maddi büyüklük yerine, manevi değeri ön plana çıkarmaları uygun olur. Bazı anne babalar bunu yapsa bile günümüzün tüketim toplumunda çevresinden ve arkadaşlarından etkilenen çocukları yönlendirmek anne babalar için hayli zor olacaktır" dedi. Anne babaların ödüllendirmeyi belli bir hedefe ve başarıya yönelik yapmalarının, o hedeflere ulaşılmayı kolaylaştıracağını dile getiren Abalı, verilen sözlerin de kesinlikle yerine getirilmesi gerektiğini söyledi.
Çocuğunuzun bezi bırakması için biliyoruz sabırsızlanıyorsunuz ancak bunun için uygun zaman ve koşulları beklemekte fayda var. Eğer: - Çiş ve kakasını tutabilmesini sağlayacak olan kaslarının kontrolü gelişmiş, - İdrar ve dışkıyı tutma ile ilgili sinir sistemi gelişimini tamamlamış (18-20 ay), - Çiş, kaka, tuvalet, kirli, lazımlık, ıslak gibi kelimelerin anlamını biliyor, - Zıtlaşma döneminde değil, - Kabızlık sorunu yok, - Bezinin ıslak olmasından rahatsız oluyor; değişmesini tercih ediyor, - Kirli bezle gezmekten rahatsız oluyor, bezi kirlendiğinde haber verebiliyor, - Tuvalet ile kuru kalmak arasında ilişki olduğunu biliyor, - Mesanesinin ya da barsaklarının dolu olduğunu anlayabiliyor, - Kısa bir süre için kakasını ya da çişini yapmayı erteleyebiliyor, - Anne ve babasını memnun etmek, bağımsız olmak istiyor, - Düzen ve temizliğe karşı ilgisi artmış, - Kendi kendine çamaşırlarını indirip giyebiliyorsa, bebeğinize tuvalet eğitimi vermeye başlayabilirsiniz.
Gelişimin her alanında olduğu gibi cevabı çocuğunuzdan başka yerde aramayın. (Doktorumuzun her zaman söylediği bir şey vardır her çocuk birbirinden farklıdır; Batuhan kendini hazır hissettiğinde yapacaktır) Tuvalet eğitimi için hazır olduğu anlamına gelen beceri ve arzunuzun o büyülü bileşimine ulaştığını sadece çocuğunuz anlatabilir (kelimelerle değil ancak bazı davranışlar yoluyla). Ayrıca, tuvalet kullanması için çocuğu erkenden zorlamak mümkün olsa da akıllıca değildir ve direnme, isyan hatta gereksizce, uzun bir mücadelenin zeminini hazırlar (temizlenecek "kazaların" artacağını söylemeye gerek yoktur). Hazır olmasını ve istek duymasını bekleyerek çocuğun tuvalet eğitiminde başrolü almasına izin vermek,daha yumuşak bir başarının yolunu açmakla kalmaz, bu deneyimi yapılmasından övünç duyulan bir şey haline getirerek egoyu güçlendirici kılar. Tuvalet eğitimi de emekleme, yürüme ve konuşma gibi gelişimsel bir görevdir ve her çocuğun kendi zamansal programına göre beceri kazanmasına izin verilmelidir. Tuvalet eğitiminin üstesinden gelinen zaman ile zekâ diğer alanlardaki becerilerin hiç bir ilişkisi yoktur; erken konuşan veya erken yürüyen her zaman lazımlık kullanmayı erken öğrenen olmayabilir ve lazımlık kullanmayı erken öğrenen de erkenden okuyan olmaz. Bazı çocuklar tuvalet eğitimi için ikinci doğum günlerinden önce hazırdırlar, bazıları ise üçüncüden önce hazır olmazlar, fakat çoğu ikisi arasında hazırdır. Lazımlık almadan önce zamanlamanın doğru olduğundan emin olmak için çocuğunuzda lazımlığa hazırlığın aşağıdaki işaretlerinden bazılarının olup olmadığına bakın: * Fizyolojik hazırlık . 20 aydan önce çocuğunuzun idrar kesesi o kadar sık boşalır ki kontrol etmek zordur. Günde bir ya da iki saat boyunca kuru kalan ve arada sırada sabahleyin kuru uyanan bir çocuk tuvalet eğitimi için fizyolojik olarak hazırdır. * Düzenlilik. Dışkılama her gün oldukça tahmin edilebilir zamanlarda olur (belki sabahleyin ilk iş veya kahvaltıdan sonra veya her öğünden sonra) ancak bazı çocuklar hiç bu kadar düzenli olmazlar. * Meydana gelen mevcut vücut fonksiyonlarına karşı dikkat artışı. Dışkılama ihtiyacı olan bir çocuk homurdanarak, yüzünde "belli bir ifade" ile bakarak, bir köşeye gidip çömelerek veya bunu anons ederek sizi durumdan haberdar edebilir. Tuvalet eğitimi için hazır olmayan bir çocuk bacaklarından aşağıya akan idrarı göz ardı ederken, hazır bir çocuk dikkat eder veya bundan rahatsız olduğunu açıkça gösterir. * Derli toplu , temiz ve kuru olmaya karşı ilgi. Yapışkan yüz ve parmaklara karşı aşırı titizlik ve oyuncakları konusunda düzenlilik (ne yazık ki bu evre çocuklarda uzun sürmez) sıklıkla ıslak ve kirli bezlere karşı tepki ve hemen değiştirilme isteği (bunun devam etmesi umut edilir) ile birliktedir. Tuvalet eğitiminin zamanı geldiğinde olgunlaşan koku alma duyuları sayesinde kokulara karşı aşırı titizdirler ve bu da kirli bezlerden çıkan kokuları daha çok fark etmelerini sağlar. (valla sizi bilmem ama benim oğlum bu konuda biraz rahat biz farketmesek adam oyunu bırakıp da altımı değiştirin sinyali bile vermiyor ki işte oyun çok tatlı birşey o da haklı oyun bu herşeyden önemli sanırım herşeyi oyun ve sağlam irademizle çözebiliriz hanımlar) * Anahtar kavramlar hakkında görüş sahibi olmak: ıslak ve kuru, temiz ve kirli, yukarı ve aşağı arsındaki fark . * Evinizde kullanılan tuvalet ile ilgili terimlerle tanışıklık. İdrar yapmak, çiş yapmak, kaka yapmak gibi ya da penis, vajina, popo gibi tuvalet ile ilgili vücut kısımları da olabilir. * İhtiyaçları dile getirebilme ve verilen basit komutları anlatıp uygulayabilme. * Bez yerine iç çamaşırı giyme isteği. * Bazı basit giyinme işlerini yapabilme yeteneği. Pantolonu aşağı indirmek, eteği yukarıya kaldırmak, iç çamaşırlarını indirmek ve bunları tekrar yukarı çekmek. * Başkalarının tuvalet alışkanlıkları konusunda merak, diğerlerini (arkadaşları, kardeşleri, ebeveynleri ve diğer yetişkinleri) tuvalete kadar izleme, gözlemleme ve/veya onları taklit etmeye çalışma. HAZIRLIKLI OLUN Çocuğunuzun hazır olduğuna dair işaretleri tekrar tekrar kontrol ettiniz ve bütün sistemler hazır görünüyor. Ancak çocuğunuzun bezlerini bırakıp lazımlığa koşmadan önce ailenizin ve çocuğunuzun yaşamında neler olduğunu iyi gözlemleyin.Yeni bir bebek veya yeni bir çocuk bakıcısı varsa,yakınlarda bir tartışma söz konusuysa, hastalık veya başka ciddi bir problem varlığında tuvalet eğitimini ertelemek daha iyidir.Eğer büyük bir engel yoksa aşağıdaki adımları takip ederek tuvalet eğitimi için hazır olun: Tabii bu adımları kendinize uyarlamanız gerekiyor hiç bir çocuk diğerine benzemez unutmayın. Lazımlık kullanmanın artılarını vurgulayın.Çocuğunuza "Bez yerine iç Aynı zamanda büyümenin de olumlu yönlerini vurgulayın. Çocuğunuzun bu adımı atma konusunda ilgisini çekmek için el yıkama, çok fazla dökmeden bardaktan su içme, oyuncaklarını toplama, oyun arkadaşlarına ve kardeşlerine karşı cömert davranma gibi büyümüş olma davranışlarını takdir edin ancak bebeksi tavırlarına dikkat etmeyin. Çok fazla olgunluk beklememe konusunda dikkatli olun; özellikle yeni bir kardeş gelmişse veya anaokuluna gitme çocuğunuzda bebekliğin rahat günlerine karşı arzu uyandırmışsa. Lazımlık eğitimi konusunda okuyun.Bu konu hakkında çocuklara yönelik hazırlanmış resimli kitaplar araştırın ve hikâye saatinde bunu paylaşın, fakat okuma zevkini ve eğlenceyi bırakmayın ve yazı kısımlarını daha sonraya erteleyin. Başka çocukların lazımlık kullanmayı öğrendiğini duymak hazırlığa yardımcı olacaktır. (ben şahsen buna pek katılmıyorum başka çocuklar hazır olabilir ama benim bıldırcınım kendini hazır hissetmiyorsa sıkıntı yaratabilir) Nasıl yapıldığını gösterin. Daha önce yapmadıysanız ve bu fikir sizi rahatsız etmiyorsa deneyin. Artıklardan kurtulma işlemi doğal gelebilir fakat tuvalet eylemi doğal gelmez. Aynı cinsten birinin tuvaleti kullanışı birkaç kez izlemek binlerce açıklamadan daha iyidir. (ben bunda kesinlikle varım hatta daha erken dönemlerde bile izlettirilebilir göz aşinalığı olması ve bu olaya yabancılık çekmemesi için) Öğrencinin de öğretmesine izin verin. Su içen ve altını ıslatan bir oyuncak bebek ödünç ya da satın alın ve çocuğunuzun bebeğin lazımlık kullanmasını öğretmesine yardımcı olması daha sonra da bezden eğitim külotuna geçmesi konusunda cesaretlendirin. Lazımlık alın.Herhangi bir lazımlık olmaz Çocuğunuzun işlemi kontrol etmek için kalktığında devrilmeyecek, sağlam, dayanıklı, bir lazımlıklı iskemle tercih edin Eğer çocuğunuzda merak uyandıracağını hissediyorsanız ya lazımlık alışverişine onu da götürün ya da bir hediye olarak paketleyin. Çocuğunuzun adını silinmez bir kalemle lazımlığın üzerine yazın ve ıslanmayacak yerlere çıkartmalar yapıştırarak dah da kişiselleştirmesi için onu teşvik edin. Lazımlığın ne için olduğunu açıklayın: Hazır olduğu zaman tuvaletin yapmak için bez yerine lazımlığı kullanabilirsiniz. (şöyle cicili bicili bir hale Ya da tuvalet oturağı alın. Eğer çocuğunuz ailedeki herkes gibi büyüklerin kullandığı tuvaleti kullanmak için istekliyse sıradan tuvaletlerin üzerine oturan bir oturak alın. İyi oturma önemlidir. (oynak bir oturak çocuğunuzu korkutabilir) ve ayaklarını dinlendirmek için bir desteği olan oturaklar çocuğun tuvaletini yaparken ayaklarıyla itebileceği bir dayanak sağlar. Ayrıca çocuğun bağımsız olarak tuvalete çıkıp inebilmesini sağlayacak sağlam ve sabit bir basamağa da ihtiyacınız olacaktır.(en iyi olanlar oturağın özerine monte edilmiş olanlardır) Sıçratma korkusundan vazgeçin. İdrar yansıtıcısı denen ve oturakta oturan erkek çocukların kazayla klozet dışına idrar fışkırtmalarını engellemek için tasarlanmış plastik gereçler, çocuk oturağa oturup kalkarken kesi ve çizikler oluşturabilir. Yaralayıcı bir tuvalet deneyimini önlemek için idrar yansıtıcısı kullanmayın. Fakat fışkırmayı kontrol altına almak için eğitim amacıyla çocuğa idrarın dışarıya değil de aşağıya akması için penisi aşağı tutmayı öğretin (lazımlık içine koyacağınız tuvalet kağıdını hedefleyerek çalışmak bu karmaşık becerinin olgunlaşmasını sağlar). Biraz kuru denemeler yapın.Lazımlığı kullanıma koymadan önce çocuğunuzun alışmasına yardım edin (özellikle değişimlere alışmakta zorlanan çocuklar için bu önemlidir). Çocuğun lazımlığı odadan odaya taşımasına, kitaplara (tercihen tuvalet ile ilgili kitaplar) bakarken hatta televizyon seyrederken üzerine oturmasına izin verin.Başlangıçtan itibaren kullanımına kısıtlamalar getirmek yerine lazımlığı çocuğunuzun kontrolüne vermek otonomi duygusunu tetikleyecek ve bağımsız kullanımı özendirecektir ("Bu benim lazımlığım!"). Çocuğunuz lazımlıkla ilgili olarak rahat olmaya başladıktan sonra, onu amaca yönelik kullanmak konusunda da kendini daha rahat hissedecektir. Bez değiştirme mekanını değiştirin. Eğer olanaklar el veriyorsa ve çocuğunuz istekliyse bezini tuvalette değiştirerek çocuğunuzun bezin içine ne yapıldığıyla lazımlığın içine ne yapıldığı arasındaki ilişkiyi kurmasına yardım etmeye başlayın. Bezin içindeki katı içeriği tuvalete akıtmak bu bağlantıyı daha somut kılacaktır (eğer çocuğunuz tuvaletin sifon sesinden korkuyorsa sadece içeriği boşaltın, sifonu daha sonra çekersiniz, eğer boşaltma işleminden de aşırı derecede rahatsız olmuşsa bu aşamayı da erteleyin) Belli bir lazımlık terminolojisinde karar kılın. Çiş ve kaka yada idrar dışkılamak evinizdeki herkes aynı terimleri kullanırsa ve çocuğunuz öğrenme aşamasından önce bu terimlere alışırsa lazımlığı öğrenmek daha kolay olacaktır. Bazı uzmanlar argo veya edebi terimler kullanmaktansa ya da daha resmi terimleri kullanmayı önermektedirler. Böylece çocuklar ileride yeni terimler öğrenmek zorunda kalmazlar yada bebeksi tuvalet terimlerini kullanarak utanmazlar. Hangi kelimeleri kullanırsanız kullanın bunları sürekli kullanın ve çocuğunuzun sözlerinden söz ederken pis kokulu iğrenç Beden sinyallerinin dinlenmesine teşvik edin. Çocuğunuzun beden sinyallerini tanımasına yardım edin. Vücudunuzun size anlatmak istediklerini ne kadar önemli olduğunu açıklayın "ben acıktım susadım acıktım veya tuvalete gitmem lazım" çocuğunuzu bezini kirletme eylemi sırasında yakalamak dikkat yöneltmenin bir başka yoludur. "bak bu şekilde itmek kakanın geldiğinde gösterir yakında sende lazımlığına oturup yapabileceksin" daha sonra her LAZIMLIK İÇİN SABIR LÜTFEN Çocuğunuz tam olarak yürümeye başlamadan önce büyük olasılıkla yanlış başlangıçlar ve tökezlemeler le belki haftalar geçti ve çocuğunuzun temiz ve kuru kalmayı öğrenmesi için de bu kadar zaman (ve en az bir o kadar yanlış başlama ve tökezleme) gerekecektir. Bu yeni beceri uyanıklık, konsantrasyon, koordinasyon, kas kontrolü ve elbette zamanlama gerekecektir. Çocukların büyük bir kısmı kuru kalmaya başladıkları dönemde aynı zamanda da temiz kalmaya başlayacaklardır. Geri kalanların çoğu öncelikle dışkılamayı tutmayı öğrenirler. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde erkekler idrarlarını kontrol etmekte kızlardan biraz daha geri kalırlar. Çok az çocuk tuvalet yapmayı bir günde öğrenir ve kazalar nadiren olur. Diğerlerinde özellikle de doğuştan her tür değişime karşı inatçı olanlarda ya da geçişlerin zor olduğu çocuklarda tuvalet eğitimi işlemini kademeli olarak yapmak gerekir. Bu çocukların ebeveynlerinin sabırlı olması başarı için hayati önem taşır. ÇOCUĞUN TUVALET EĞİTİMİNDE YAPILMASI GEREKENLER * Bezden eğitim külotlarına geçin, geleneksel pamuklu kilotlarla tek kullanımlık bezlerin bir birleşimi olan bu külotlar eğitimde işe yarar. Fakat çocuğunuzun bu külotları giymesi için ısrar etmeyin. Sadece öneride bulunun. Bezin halen bir seçenek olduğunu bilmek lazımlık işleminde kontrolün halen kendisinde olduğunu hissetmesini sağlayacaktır. * Arada sırada çocuğunuzun poposunu çıplak bırakın. Sıcaklık uygunsa ve evinizde tamamen yıkanabilecek bir alan varsa (bahçe gibi) çocuğunuzun poposunu açık bırakmak vücut sinyallerini tanıması için ideal bir yoldur. Çocuğunuzun bu sinyalleri ikinci defasında yanıt verebilmesi için lazımlığı yakında bulundurun. * Çıplak değilken de poponun kolay ulaşılabilir olduğundan emin olun (ne demekse) Çocuğunuz tuvaletini içeride tutmak için gereken kontrolü geliştirene kadar kaybedilebilecek hiç zaman yoktur. * Çocuğunuzu yakından izleyin. Başlangıçta çocuğunuzun vücut işaretlerini algılamada ondan daha başarılı olabilirsiniz (valla kızlar * Saati yakından takip edin. Erişkinlerin çoğu gibi pek çok çocuk düzenli idrar yapma ve dışkılama zamanı vardır. Bebişlerinizin buna * Çocuğunuzun canının istediği gibi gelip gitmesine izin verin (daha açıkcası sabrınızı deneyen prens ve prenses hazretlerine) Eğer çocuklar lazımlık üzerinde tutsak tutulduğunu hissederse direnme ve isyan kaçınılmaz olacaktır. Bazı çocuklar kitap okunmasından * Çocuğunuzun işeyen bir bebeği ile dönüşümlü olarak tuvalete oturmasına izin verin Bu yaşta yanında bir arkadaş varken lazımlığa gitmek daha eğlenceli olur. (şimdi bu prensesler için olurda biz erkek anaları ne yapacağız bende dahil gidip oğlumu tuvalet eğitimi vermek için bir işeyen bebek istiyorum mu diyeceğiz onun yerine prenslere biz anneleri eşlik etse olmaz mı olur olur valla) * Akımı başlatmak için hile yapın. Çocuğunuz lazımlığa otururken tuvalet veya banyo musluğunu açın (gerçekten eski ama işe yarar * İlgili bir seyirci olun.Lazımlık başarıları tazahürat ile ve taktirle karşılanmalıdır (arkadaşlar abartmayalım lütfen kendimden biliyorum oğlum ilk mimiğinde bile neler yapmıştık eşimle birlikte oğluşum küçücük bir mimik yaptı koskoca annesi ve babası 2 saat şaklabanlığa devam etti) Çocuğunuzun başarılarındaki alkış dozunu kaçırmak, kaza yaptığı zamanlarda başarısızlık ve suçluluk duymasına neden olur. (dozu ayarlamak çok zor ama bıldırcınların ruh sağlığını bozmamak için şart tutacağız artıkın kendimizi) * Motivasyonu teşvik edin. Öğrenci motive olduğu zaman öğrenme * Çocuğunuzun kuruluğunu kontrol etmesini sağlayın. Külotunun veya bezinin nasıl test edileceğini çocuğunuza öğretmek ona işlem üzerindeki kontrolünün arttığı izlenimini verecektir. Kuru külotu övün ancak ıslak olanları eleştirmeyin. * Kazalara karşı sabırlı olun. Küçük çocuklar için tuvaleti kullanmayı öğrenmenin büyük bir iş olduğunu fakat bunun onların tek görevleri olmadığını hatta öğrendikten sonra bile arada sırada * Çocuklarınız ile ilgilenen diğer kişilere de bu tuvalet eğitimine yaklaşımınızı anlatın ve aynı şekilde davranılmasını rica edin Tutarlılık kesinlikle çok önemli ÇOCUĞUN TUVALET EĞİTİMİNDE YAPILMAMASI GEREKENLER * Çok kısa zamanda çok şey beklemeyin. Çoğu zaman lazımlık becerisinin iyice gelişmesi birkaç hafta alır.Başlangıçta ileriye olduğu kadar geriye de asım atmasını bekleyebilirsiniz. (sakin olun sabırlı olun galiba altın kelime bu) * Cezalandırma azarlama ve utandırmadan kaçının. Tuvalet başarısızlıkları karşısında sakin kalmak sonuçtaki başarı için hayati önem taşır. Gecikmelere abartılı tepkiler verilmesi çocuğun ilerki denemelerden vazgeçmesine neden olabilir. * Sıvıları kısıtlamayın.Aslında sıvı alımını arttırmak çocuğunuzun lazımlığı kullanmak için daha fazla şansının olmasını sağlayacakve böylece başarı şansı artacaktır (unutmayın sıvı çok önemli tuvalet eğitimi vereceğiz diye çocuklarımızı sağlıksız bir ortam oluşturmak istemeyiz değil mi) * Arzulana sona ulaşmak için doğal olmayan yollara başvurmayın (ilaçlardan uzak durum sağlıklı olmak bence mümkün olduğunca az ilaç kullanmaktan geçer) * Bozuk bir plak olmayın sürekli konuşmak her zaman çocuklarda geri teper ve beklene son inat ne dersen tersini yaparlar. * Olayı zorlamayın. Reddettikten sonra hiçbir zaman çocuğunuzu lazımlığa oturtmak için zorlamayın başka bir zamana erteleyin (sabırlı olun) * İlerlemeyi yada ilerlemenin olmamasını asla çocuğunuzun önünde tartışmayın. Çocuklar tahmin ettiğinizden daha fazlasın duyarlar ve * Yavaş ilerlemeyi kişisel almayın. (merak etmeyin zekası ile ilgili bir sorun yok) * Tuvaleti savaş alanına çevirmeyin. Lazımlık üzerindeki kavgalar sadece mücadeleyi uzatacaktır.Eğer tam bir direnme ile karşılaşırsanız çocuğunuzun buna henüz hazır olmadığını Kabul edin. * Umudunuzu yitirmeyin. (sakin ve sabırlı olmaya çalışın çok sinirlenirseniz şöyle bir hava değişimi ikinize de iyi gelecektir )
KİMDE OLUR ? AİLEDE YATKINLIK OLABİLİR Mİ ? BENİM ÇOCUĞUM ÖĞRENMİŞTİ ... BİR PROBLEM OLDUĞUNU GÖSTEREN BELİRTİLER NELERDİR ? Mesane veya böbrek enfeksiyonları İdrar yaparken anormal duraklama, çok ince idrar akımı, devamlı veya idrar sonrası olan damlama ŞÜPHELENİLİRSE DOKTORUNUZ NELER İSTEYEBİLİR ? Doktorunuz herhangi bir problemi atlamamak için sizden idrar örneği isteyecektir. NE YAPABİLİRİM ? İLAÇLAR İŞE YARAR MI ? Antidepresanlar: Uyku ve uyanma sürecinde yaptıkları etkilerinin yanı sıra mesanedeki etkileri de önemlidir. Desmopressin: Gece idrar oluşum miktarını azaltarak etki ederler. YA HİÇBİRİ İŞE YARAMAZ İSE ? Kaynak : Prof.Dr. Serdar Tekgül
Cinsel kimlik 3-6 yaş arası biçimleniyor Çocuklu ailelerde seks hayatı mümkün olduğunca gizemli mi yaşanmalı? Eşlerin çocuk sahibi olmalarıyla birlikte, yaşamlarında yeni kaygılar gelişebilmekte. Ancak 'çocuk hissedecek' endişesiyle, eşler arası cinsel hayatın bozulması, ister istemez çocuğun yaşamını da olumsuz etkileyecektir. İletişim ve sevgi paylaşımının temelleri, ailede anne-baba ve çocuk arasındaki etkileşimle atılır. Cinselliğin çocuğun önünde yaşanması yanlıştır; ancak dokunma-öpme gibi gözlemlerin çocuğa hiçbir zararı olmadığı gibi faydası vardır. Ortalama 3 yaşına giren çocuğun genital bölgelere ilgi ve cinsel merakı başlamıştır. Kendi cinsiyetini ve cinsiyetler arasındaki farkı anlayan çocuklar karşı cinsten ebeveyne ilgi duymaya başlar ve kendi cinsiyetinden olana öfke ve kıskançlık gösterir. Cinsel isteğinin kabul edilemez olduğunu anladığında, cezalandırılacağı kaygısıyla kendi cinsiyetinden olan ebeveynle özdeşleşmeğe çalışır. Yetişkinler karşısında kendini güçsüz hisseden çocuğa; girişimciliğini ve soru sormasını engelleyen alaycı davranışlar göstermek suçluluk duygusuna yol açar. Maalesef toplumumuzda anne babalar kendi eğitimlerindeki eksiklikler nedeniyle de yaşadıkları cinsel hayatı çocuğun varlığıyla nasıl ayarlayacaklarını belirleyemiyorlar. Çocuğun cinsel ilgi ve uyanışının başlamasıyla birlikte var olan merak daha fazla anne baba ilişkisini gözlemleme gayretini gündeme getirecektir. Ancak 3-5 yaşlarındaki bir çocuğun cinselliği ve cinsel paylaşımı sadece seks figürleri olarak görmesi, onda travmatik birtakım etkiler oluşturabilmektedir. Bu yüzden normalde olması gereken eşler arası cinsel yaşamın çocuğun gözünün önünde yaşanmaması ama sürekli kaçıngan ve birbirine karşı ilgisiz eşlermiş gibi görünmemeleri de önemlidir. Çocuğun anne baba arasındaki sarılma, öpme, sevgi sözcüklerine şahit olması, ileride düzgün bir model oluşturmasına yardımcı olacaktır. Çocuklar anne babalarının cinsel hayatı olduğunu nasıl kabullenebilir? Bunun için en uygun yaş nedir? Cinsel uyanışın başladığı 3-6 yaş civarında çocuk karşı cinsten ebeveynine doğal bir ilgi duyar. Ayrıca, olan ebeveynini kıskanabilmektedir. Bu kendi içindeki çatışma hem zamanın etkisi, hem de anne baba arasındaki çocuğa uygulanan dengeli bir yaklaşımla yerini gerçeği kabul etmeye bırakmaktadır. Zaten cinsel bilgileri tam olmayan çocuğun karşı cins ebeveyne ilgisi öncelikle bir aşk gibidir. Cinsel öğeler bunu destekleyici unsurlar içermektedir. Bu yaşlarda anne babaları ayrı olanlar daha büyük sorunlar mı yaşıyor? Özellikle bu dönemde çocuğun doğal olan bu savaşımına çeşitli baskı ve cezalarla yaklaşmak ondaki suçluluk kaygılarını artırabilir. Çeşitli sebeplerle bu dönemi atlatamayıp saplanmalar yaşayan çocuklarda, ilerde anne babadan kopamama, eş seçememe, aşırı suçluluk duyguları, cinsel kaçınmalar ve korkular ortaya çıkabiliyor. Ancak bir erkek boşanmış olan annesini eşiymiş gibi hissederken, annenin de tavrı desteklemesi, 6 yaşında bitmesi gereken bu süreci uzatır. Çocuk anne ya da babasını çıplak görürse ne yapılmalı? Öncelikle, anne ve babayı çıplak görmenin aile içinde zaman zaman olabileceğini unutmamak gerekiyor. Bunun çocuğa hiçbir zararı yoktur. Ancak tabii ki doğruları ve yanlışları yasaklayıcı olmadan, yumuşak bir şekilde ona hissettirmek önemli. Çıplaklıkla ilgili olarak, çocuğa vücudu öğretmek adına çocuğun yaşını aşacak örneklerden de uzak durulması gerekiyor. Çocuk anne ve babayı çıplak gördüğünde buna ya gülerek, ya utanarak, ama sonuçta ilgiyle bakacaktır. Bunu çocuğu itici ve korkutucu bir tarzda cezalandırmadan kendimizi onun görme alanı dışına çıkartıp kadın erkek vücudunun büyüdükçe değişim göstereceğini ama bunu seyretmenin ya da açıp göstermenin çok hoş olmadığını ona basit kelimelerle ve detaya inmeden anlatmak doğru olacaktır. Çocukla anne babanın yatağı zaman ayrılmalı? Çocuklara babanın yatağına gelmeleri yasaklanmalı mı? Her çocuk anne ve babasıyla yatmayı sever. Ancak onun bireysel gelişiminin düzgün olabilmesi ayrı bir yatağının ve odasının olabilmesi önemlidir. Kendi yatağında yatması gerektiği, çocuğa sıcak ve sevecen bir şekilde anlatılmalı, sorumluluk duygusunun gelişmesine yardımcı olunmalıdır. Bugün birçok çift kendi aralarındaki cinsel soğukluğu çocuklarının onlarla birlikte yatma bahanesine sığınarak gizlediği unutulmamalı. özveri ve sabırla çocuğumuza yatağını sevdirebileceğimizi unutmayalım. Çocuklarla banyo yapmak doğru mu? Kaç yaşına kadar anne ile, baba da oğlu ile aynı anda banyoya girebilir? Ebeveynlerin çocuklarıyla banyo yapması 5-6 yaşından sonra mayo tarzı giysilerle uygundur. Ayıp kavramını baskı ve korkutucu bir unsur gibi göstermemeli ve çocuğun kendi kararlarını da bu yönde hoşgörü ile kazanmasına zaman tanınmalıdır. Ebeveynlerin birbirlerini de çocuğa korkutucu öğelerle anlatmaları, sadece çocuğu ebeveyne karşı soğutacaktır. Çocuklar doğal dürtüleri gereği karşı cinse ilgi duyduklarında bu duyguları küçümsenip cezalandırılmamalıdır. Çocuğun yaşına uygun olarak yapılan cinsellikle, yaşamla ilgili bilgilendirmeler ve doğru kimlik gelişimi zaten onun bu tecrübeleri zarar görmeden yaşamasını sağlayacaktır. Ancak ergenlikle birlikte, patolojik aşklar ve uygunsuz cinsel tecrübelerle karşılaşmaktayız. Özgür birey olma çabasındaki genç, kendi yaşam enerjisini uygulayacak doğru alanlar bulamadığında aşkı yüceltir. Genç ve ailesi arasındaki iletişim her zaman istenilen sabır, hoşgörü ve doğru şartları içeremeyebilir. Bu durumda psikiyatrik yardım kaçınılmazdır. Çocuk beş, altı yaşlarında cinselliğini keşfederse ne yapmalı hemen psikoloğa mı gitmeli? 3-5 yaş arası zevkin en büyük kaynağı cinsel organıdır. Küçük yaşta keşfedilen masturbasyonu cezalar ile yasaklamak yerine kendi gizli çekmecesine koyması gerektiği öğretilmelidir. Sabah Gazetesi
Çocukların korkuları yaşlarına göre farklılık gösteriyor. Pek çok anne- baba aşağıda okuyacağınız "korkuların" çocuklarında olmasının "normal" olabileceğini unuttuğundan, bu korkuları teker teker hatırlatmak istedik. 2 yaş En çok seslerle ilgili korkular sözkonusu: Özellikle tren, kamyon, gökgürültüsü, sifonun çekilmesi, elektrik süpürgesinin çıkardığı sesler. Karanlık, büyük eşyalar, koyu renk eşyalar ve şapkalar da korku unsuru bu yaştaki çocuklar için... 2.5 yaş Oyuncağın veya yatağın yer değiştirmesi, annenin uykuya geçişte yanından ayrılması, birinin yan kapıdan girmesi gibi alışagelmişin dışında yapılan hareketler çocuğu korkutabilir. 3 yaş En çok görsel korkular; karanlık, hayvan, polis, anne babanın gece sokağa çıkması. 4 yaş Gene seslerle ilgili korkular, özellikle motor gürültüsü. Ayrıca karanlık, yabani hayvanlar, annenin evden ayrılışı. 5 yaş Fazla korkulu bir yaş değil. Daha çok görsel korkular var. Ayrıca daha somut korkular, düşme, bir yerini incitme gibi. 6 yaş Çok korkulu bir yaş. Özellikle seslerle ilgili. Kapı zili, telefon, böcek veya kuş sesi. Hayalet, cadı korkusu, yatak altında birinin saklanabileceği korkusu. Su, ateş, fırtına, anneyi eve gelince bulamama korkusu. 7 yaş Karanlık, bodrum, tavanarası korkusu. Gölgeleri hayalet, cadı gibi algılama. Okuduklarından, televizyondan, sinemada gördüklerinden fazlasıyla etkilenme, endişelenme. 8- 9 yaş Endişe ve korkular daha az. Sudan ve karanlıktan daha az korku. Daha gerçekçi korkular var. Mesela bir şeyi yapamamak, okulda başarısızlık gibi kişisel endişeler. Çocuğunuz korktuğunda neler yapmalısınız? 1. Korkusuna saygı gösterin. 2. Çoğu korkunun geçici olduğunu kendinize hatırlatın. 3. Tekrar ona yardımcı olmaya çalışmadan önce, korktuğu durumdan makul bir süre geri çekilmesine fırsat tanıyın. 4. Korktuğu duruma tekrar alışabilmesi için ufak adımlarla ona yaklaşın (Mesela yükseklikten korkuyorsa, az yüksek yerlere çıkarın. Köpekten korkuyorsa köpek yavrusunu sevdirmekle işe başlayın). 5. Çocuğunuzun nelerden korktuğunu saptamaya çalışın. Saptadığınız şeylerden onu uzak tutmaya çalışın. 6. Çocuğunuzun korkusunun yaş düzeyinde çoğu çocukta görülen korkulardan olup olmadığını test edin. Yaş düzeyinde sıkça görülen bir korkuysa geçeceğini düşünüp olayı hafife alabilirsiniz. Korkusu aşırıysa ve geçmiyorsa bir uzmanla görüşmeniz yerinde olur.
Eğer bu gözlemleriniz sürekli devam ediyorsa ve çocuğunuz hem evdeki hem de okuldaki hayatında aynı hareketlilik ve dikkatsizliği gösteriyorsa bu konuya önem vermenizde fayda var. Hiperaktivite bozukluğunun üç temel belirtisi vardır. Çocukta bu belirtilerin hepsi bir arada bulunabilir ya da sadece biri ya da ikisi görülebilir. - Çocuk çoğu zaman dikkatini ayrıntılara veremez, etkinliklerde hatalar yapar. Örneğin, satrançta, sporda dikkatsizce hatalar yapıyorsa bu önemli bir bulgudur. Ancak burada altının çizilmesi gereken nokta sadece okulda, derslerinde değil, kendi sevdiği etkinliklerde de hatalar yapmasıdır. - Düşünmeyi gerektiren aktivitelerden kaçar. Örneğin, satranç, bilmece çözme gibi şeylerden uzak durabilir. - Gerçek dikkat eksikliği olan çocuklar dışarıdan gelen en ufak bir uyarana derhal tepki gösterirler. Bir zil sesi, bir ışık çocuğun dikkatini hemen dağıtır. - Kendisiyle konuşulduğu zaman dinlemiyor gibi gözükür. Çoğu zaman da kendisine söylenenleri yerine getirmez. - Çoğu zaman kendisi için gerekli olan, defter, kalem ve benzeri eşyalarını kaybeder. - Çoğu zaman çocuk o kadar ataktır ki daha soru bitmeden hemen cevap verir, herkesin sırasını beklediği yerde sıra beklemez. Bu ilk defa ana okulunda ya da okulda ortaya çıkar. - Çoğu zaman başkasının sözünü keser, başkasının oyununu bozar. - Çoğu zaman kıpır kıpırdır, yerinde duramaz. Hareketlerinde bir aşırılık söz konusudur. - Oturması beklenen yerde oturamaz, kalkar, sınıfta kendini tutamaz, kalkar dolaşır. - Etkinliklere katıldığında oyunu bozar, sırasını beklemek istemez, devamlı hareket der. - Çok konuşur, söze karışır. Küçük yaşta anlaşılabilir Genellikle okula başlama çağlarında göze çarpan bu durum, dikkatli bir gözlemle 1-1.5 yaşlarında da tanınabilir. Hatta bazılarının anne karnında bile çok hareketli oldukları veya doğumdan hemen sonra anne kucağında ya da yatağında durmadan hareket ettikleri gözlenir. Bu bebekler, huysuz, huzursuz, güç bebek olarak tanımlanır. Yaşamın ilk birkaç ayında aşırı hareketlilik, yeme ve uyku bozuklukları görülebilir. Emekleme dönemi veya yürümeye başladıkları zaman çok hareketli ve atak oldukları için birkaç kişinin devamlı bakımını gerektirirler. Uzmanlar, aile ve öğretmenlerin yaramazlık ve hiperaktiviteyi birbirine karıştırdığını belirterek, bu konudaki farka dikkat çekiyor. Hiperaktivite tanısının mutlaka bir çocuk psikiyatristi tarafından konulması gerekir. Çünkü tembel, şımarık ve yaramaz çocuklar da bu bozuklukla karıştırılabilir. Çocuk tedavi edilmezse okulu bitiremiyor, aşırı tezcanlı olduğundan çalışarak bir şeyleri başarmayı beklemiyor. Toplum dışı bazı davranışlar göstererek, etrafına zarar verebiliyor.
Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilüfer Darıca, çocuğun korkak, ürkek, çekingen olması, kolayca arkadaş edinememesi ya da güçlü olarak tanımlanan bazı çocuklar tarafından ezilmesinin, büyüme ve kişilik gelişiminde çok önemli rolleri olan anne-babasının tutumlarından kaynaklanabileceğini söyledi. Anne babalarda çocuk yetiştirme konusunda genelde sık gözlenen tutumlardan birinin aşırı koruma ve kollama olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Darıca, tüm hakimiyet ve sorumluluğun ebeveynde olduğu aile ortamında yetişen çocukların, ev dışına çıktıklarında kendi kanatları ile uçamaz hale geleceğini, ailelerinden ayrıldıklarında bocalayacaklarını ifade etti. ÇOCUĞA SORUMLULUK VERİN Prof. Dr. Darıca, anne babanın, çocuğun kişiliğinin oluşumunda önemli rol oynayan ilk özdeşim modeli olduğunun altını çizerek çocukların sevgi, saygı ve anlayış içinde büyütülmelerinin, toplumda katılımcı ve üretken bireyler olmaları açısından çok önemli olduğunu hatırlattı. Yaşam boyu karşılaşılabilecek problemleri çözme konusunda kendine güvenen bir çocuk yetiştirmenin her anne babanın isteği olduğunu, buna rağmen anne-babaların, bazen bu isteğe paralel gitmeyen tavırlar sergilediğini anlatan Prof. Dr. Darıca, aşırı koruyucu ve kollayıcı tutumun bunlardan birisi olduğunu kaydetti. Genelde bu tip ailelerin yetiştirdiği çocukların aşırı korkak, ürkek, kendini ifade etmekte zorlanan ve arkadaş edinmede problemler yaşayan çocuklar olduğunu dile getiren Prof. Dr. Darıca, “Tüm bu davranışların altında yatan temel neden, anne babanın aşırı koruyucu ve kollayıcı tutumu karsısında geliştirilen güven eksikliği ya da özgüven yetersizliğidir. Bu yüzden bu tür davranışlardan kaçınılması ve mümkün olduğu kadar çocuklara sorumluluk verilmesi gereklidir” diye konuştu. SİHİRLİ SÖZ: “SANA GÜVENİYORUM” Prof. Dr. Nilüfer Darıca, kendine güven duygusundan yoksun olmanın, tüm ilişkilerde yakınlaşmayı, sevgiyi, başarıyı engelleyici bir faktör olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti: “Özgüven duyguları gelişmiş çocuklar arkadaş gruplarıyla ve yetişkinlerle uygun iletişim kurabilirler. Genelde (sen bunu başarabilecek güçtesin, sana güveniyorum) sözleri, anne babanın çocuklarına gerektiğinde söyleyebilecekleri sihirli sözlerdir. Çocuk başkalarına ve kendine dair yapıcı duygu ve düşünceleri bu biçimde geliştirebilir, sorumluluk alabilir.” Bebeklikte sevgi, ilgi ve şefkat eksikliği, anneden uzun süre ayrı kalmak, anne babanın baskıcı ve kısıtlayıcı olması, aile yaşantısının karşılıklı olumsuz tavırlarla sürmesi, otoriter, katı, hoşgörüsüz aile ortamı gibi sebeplerin de çocukta güvensizlik duygusu yaratabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Darıca, ebeveynlere şu önerilerde bulundu: “Aileler çocuktaki olumsuz değişiklikleri dikkate almalı, bu olumsuzluğa neden olan kaynağı araştırmalıdır. Çocuğun tüm duygularını açıkça ifade etmesi için sabırla konuşması beklenmeli, ona cesaret verilmelidir. Ona güvenildiği gösterilmeli, duygusal acılarına karşı duyarlı olunmalı ve hissettikleri paylaşılmalıdır. Sınıf içi arkadaşlık ilişkileri gözden geçirilerek, özgüvenini geliştirici spor, sanat gibi etkinliklere yönlendirilmelidir. En önemlisi de anne baba ya da eğitimci olarak, çocuk yetiştirme tutum ve davranışlarımızı yeniden gözden geçirmeliyiz.”
1- Çocuğu çok fazla övmek ya da onu övgüden yoksun bırakmak Çocuğunuz kirli giyeceklerini ortada bırakmayıp, kirli sepetine koymuştur. Aman efendim, bu ne büyük bir başarı! Çocuğunuz dünyanın en iyi çocuğu. Böyle bir evlada sahip olduğunuz için dünyanın en mutlu annesisiniz. Çocukların yaptıkları sıradan işlerin, harikalar yaratmakla eş anlam taşıması, çok yanlıştır. Çocuk, bundan sonra ne yapsa annesinden övgü almak isteyecektir. Övgü bağımlısı olması, onu ilerde sıkıntıya sokacaktır. Buna karşılık çocuğun gerçekten önemli bir işi başarmasına, annenin pek de itibar etmemesi., küçük yürekte derin bir yara açabilir. Ne yapsa, annesinin gözüne giremeyeceğini düşünerek umutsuzluğa kapılır. 2- Çocuklara ‘küçük yetişkin’ muameselesi yapmak Son yıllarda, çocukların karşısına geçip onlarla ciddi ciddi tartışmalara girişmek moda oldu. Bazı pedagoglara göre, çocuğu yetişkin muamelesi yapmak onun kişiliğini geliştirmesine yardımcı oluyor. Ama bazı pedagoglar da bu tezin tam tersini savunuyorlar. Örneğin çocuğun ‘Terminator’ filmini izlemesine karşı çıkıyorsunuz. Onunla bu konuda hararetli bir tartışmaya girmenizin bir anlamı olmaz. Çocuğa, kendi fikrinizi kabul ettiremezsiniz. Ama, çocuğunuza herhangi bir neden açıklamadan bu filmi izlemesine izin vermeyeceğinizi söyleyebilirsiniz. Aşırı derecede demokratik davranmak, çocukları şımartmaktan başka bir işe yaramayabilir. 3- Belli bir disiplin programına sadık kalmak Çocuklarınıza nasıl bir disiplin uygulayacağınıza karar vermeden önce, çocuğun yaşını değil, kişiliğinin özelliklerini dikkate almalısınız. Ayrıca çocuklara her zaman aynı ceza uygulanırsa, zamanla buna bağışıklık kazanırlar ve cezanın bir anlamı kalmaz. Çocuğa verilecek ceza, yaşına ve kişiliğine uygun olmalı. Şu hatayı yapan çocuğa (yaşı ne olursa olsun) şu ceza verilmeli formülünü lütfen aklınızdan çıkarın. Hata yapan çocuğun yola getirilmesi için her zaman değişik yöntemlere ihtiyaç vardır. 4- Ceza vermekten kaçınmak Aslında disiplinin amacı, çocuğu cezalandırmak değil ona bir şeyler öğretmektir. Fakat çocuğun hatalı davranışlarının bir cezası olmazsa, yaptıklarının hata olduğunu anlayamaz. Bu nedenle, çocuk hatalarının bedelini ceza ile ödemeli. Ama ceza denilince çocuğun canını acıtmak, ondan intikam almak ister gibi davranmak elbette yanlıştır. Diyelim ki çocuğunuzu sofraya çağırdınız ve küçük afacan oyunu bırakıp sofraya gelmedi. Bu durumda ona tekrar tekrar seslenmek ya da tehdit etmek yerine susup beklemek en doğru hareket olur. Çocuğunuz karnı acıkıp sofraya geldiği zaman da yemeğini soğuk soğuk yemek zorunda kalmalı. Cezalandırma yönteminizde çocuğun suçuna uygun ceza seçmeye özen gösterin. 5- Psikolog rolü oynamak Küçük kızınız, erkek kardeşinin oyuncaklarını tekmeleyip, bağıra çağıra kardeşinden nefret ettiğini söylüyor. Siz kızınıza bir psikolog edasıyla sorular soruyorsunuz: ‘Hayatım, ne oldu? Kardeşin sana bir kötülük mü yaptı? Neler hissettiğini bana anlat’ şeklinde konuşmaya kalkışırsanız, hiçbir yere varamazsınız. Çocuklar, annelerini karşılarında olduğundan farklı biri olarak görmekten hiç hoşlanmazlar. Annenin bu yaklaşımı, çocuğun öfkesini daha da artırır. Anne, çocuğunun karşısında kararlı bir tutum içinde olmalılar. Annenin üstünlüğünü fark eden çocuk çaresiz kalıp tutumunu değiştirecektir.
Broşürde şöyle deniliyor: “Bebeğin boynuna emzik kolye, çengelli iğneli nazar boncuğu takmayın. Bununla boğulmasına veya boynunun kesilmesine neden olabilirsiniz. Bebeğinizi evde, arabada özellikle de içi su dolu herhangi bir şeyin yanında asla yalnız bırakmayın. Kapağı açık bir klozetin bebeğinizin boğulmasına yol açabileceğini unutmayın. Bebeğinize elektrikli ve motorize oyuncaklar vermeyin. Mikrodalga fırında ısıtılan mamaların orta bölümünde ısının çok yüksek olabileceğini unutmayın. Bebeğiniz yürürken yemek yedirmeyin. Bebek yatağının tüm elektrik kablolarından ve perdelerden uzak olmasına özengösterin.” Düşme ve yanık tehlikesi Kazaların en sık görüldüğü grubun okul öncesi çocuklar olduğu, çocukları evde bekleyen tehlikelerin başında düşme ve yanıkların geldiği belirtilen broşürde, dikkat edilmesi gereken diğer hususlar şöyle sıralanıyor: “Kibrit ve çakmakları çocuklardan uzak tutun. Yatakta sigara içmeyin. Tavadaki kızgın yağın üzerine su dökmeyin. Yürüteç kullanmayın. Pencere ve balkondan düşmenin en ağır yaralanmalara yol açtığını unutmayın. Kucağınızda çocuk varken sıcak içecek ve yiyecek tüketmeyin veya taşımayın. Ocağın arka gözlerinde yemek pişirin. Tavaların ve tencerelerin saplarını duvara dönük tutun. Arabanın hızı,kaza anındaki ölüm riskini artırır. Kaza anında arabadan dışarı savrulan kişinin ölüm riski 25 kat artar. Bir çocuk için araçta en güvenli yer arka koltuktur. 11 yaşına kadar çocukların arka koltukta oturması uygundur. 1-3 yaş arası çocuklar hareketli meraklı ve araştırmacı olduğu için en riskli gruptur. Bu yaş grubu çocuklar her şeyi ağızlarına götürürler.”
Ailelerin çeşitli nedenlerle çocuklarını yanlarında yatırdığını, bu durumdan şikayetçi olmalarına karşın çeşitli nedenlerle bu davranışı devam ettirdiklerini vurgulayan Yurdakul, şöyle devam etti: ''Anne-babalar, (kışın üşümesinler, üstleri açılmasın) diye, diğer zamanlarda ise (gece yalnız yatınca korkuyor, bizimle yatmak istiyor) diye çocuklarını yanlarında yatırmakta, ama bu davranış sonraki zamanlarda da devam etmektedir. Çocukların anne babaları ile yatma istekleri bir yere kadar anlaşılabilir bir istektir, ama bunun devamlılık arz etmesi onların psikolojik gelişimleri yönünden sakıncalıdır.'' ''ÇOCUK ANNE-BABAYA BAĞIMLI HALE GELİR'' Bu durumun getirdiği başlıca sakıncanın, çocukların anne-babaya bağımlı hale gelmeleri ve yalnız yatmayı büyüklerinin kendisini sevmemeleri olarak algılamaya başlaması olduğunu anlatan Yurdakul, sözlerini şöyle sürdürdü: ALIŞKANLIKTAN VAZGEÇİRMEK İÇİN Bu alışkanlığın terkedilebilmesi için öncelikle çocukların belli saatte yataklarına yatırılmasını ve uyuyana kadar yanlarında oturulmasını öneren Yurdakul, ''Uykuya dalana kadar ona masal anlatmak, masal kitabı okumak ya da masal kaseti dinletmek, uyuduktan sonra odasından çıkmak onların yalnız yatma alışkanlığını kazanmalarına yardımcı olacaktır'' diye konuştu. ''Gece uyandıklarında korkmamaları için hafif bir ışık odada açık bırakılmalıdır. Çocuğun gece kalkıp geldiği zaman, üşenmeden yataklarına geri götürülmesi gerekir. (Gece korkuyorum) diye geldiklerinde (ne var korkacak, hadi yatağına) demek, ya da (hadi gel yanımızda yat) demek yanlış bir davranış olacaktır. Bu nedenle çocukların yalnız yatmaya alıştırılmaları, ama bu alışkanlığın sürdürülmesi hem çocuklar hem de büyükler yönünden gerekli bir davranıştır.''
|
|||||||||||||
copyright © 2005 Özel Kırmızı Elmam Anaokulu . . . 0216-462 49 99 . . . info@kirmizielmam.com . . . designed by KARE |
|||||||||||||